EMC
Özel Sağlık Hizmetleri Kasap
Sok. Altınay İş Merkezi No:10 Kat:4
Esentepe İstanbul Tel: 444 1
362
Acil Servis Yaşam
Kurtarıyor
Trafik kazaları, düşme, çarpma,
kalp krizi gibi olaylar sonucu
her yıl milyonlarca insan acil
servislere başvuruyor. 24 saat,
365 gün aralıksız olarak verilen
acil sağlık hizmeti sayesinde
birçok insanın yaşamı
kurtarılıyor.
Türkiye’de her yıl nüfusun
dörtte biri trafik kazası, darp,
düşme gibi nedenlerle
yaralanıyor. Yaralanan kişilerin
yüzde 50’si hastanelere
başvuruyor. Hastanelere
başvuranların yüzde 12’si
yatırılarak tedavi ediliyor.
Araştırmalar yaralanan
insanların yüzde 98’inin acil
servislere kendi imkanlarıyla
başvurduğunu gösteriyor. Avrupa
ve Amerika’daki rakamlar ise
bunun tam tersi. İnsanların
kendi başlarına acil servislere
başvurmaları ölüm riskini de
beraberinde getiriyor. Travma 38
yaşın altındaki insanlarda bir
numaralı ölüm nedeni. Her bin
kişiden 6’sı travma nedeniyle
kaybediliyor.
Acil Sağlık Hizmeti Nedir?
Türkiye’de acil sağlık hizmeti
örgütlenmesinin tam olarak
yapılamaması, acil servislerde
bu konuda uzman hekim sayısının
azlığı birçok sorunu da birlikte
getiriyor.
Acıbadem Carousel Hastanesi Acil
Servis Direktörü Acil Tıp Uzmanı
Dr. Serpil Yaylacı, acil sağlık
hizmetini, 24 saat, 365 gün acil
servise başvuran her hastaya
sunulan sağlık hizmeti olarak
tanımlıyor. Hastaların acil
servise kendileri açısından
katlanılmaz bir sağlık
sorunuyla, bir kriz durumuyla
başvurduklarını belirten Dr.
Serpil Yaylacı, şunları
söylüyor:
“Acil sağlık ekibinin sürekli
olarak yaptığı iş, kriz durumunu
yönetmek ve hasta için uygun
olan en etkin girişimi en kısa
zamanda yapmaktır. Bu durumda
verilen hizmet üst solunum yolu
enfeksiyonundan, hayatı tehdit
eden kanamalı bir yaralanmaya,
ayak bileği burkulmasından kalp
krizine kadar geniş bir
yelpazeye yayılır. Ayrıca
olağanüstü durumlarda, doğal
afetlerde verilen sağlık hizmeti
de acil sağlık hizmeti içinde
değerlendirilir.”
Acil Servise Kimler Başvuruyor?
Acil servise hastalar çok çeşitli nedenlerle
başvuruyor. Küçük travmalar, trafik kazaları, strese
bağlı sorunlar ve enfeksiyon hastalıklarının daha
sık görüldüğünü belirten Dr. Serpil Yaylacı, “Kronik
kalp hastalığı ve şeker hastalığının seyri sırasında
acil başvuru gerektiren sorunlar çıkabiliyor.
Hastanemiz yeni açılmış olmasına rağmen kısa zamanda
önemli sayıda ciddi acil olgusuyla karşılaştığımızı
söyleyebilirim. Bunda nüfus yoğunluğunun fazla
olduğu bir bölgenin merkezinde olmamız ve hızlı
şehir yaşantısının etkili olduğunu düşünüyorum” diye
ekliyor.
Acil
sağlık hizmeti, hastane organizasyonu içinde önemli
bir yer tutuyor. Acil servis ile laboratuvar,
görüntüleme birimleri ve konsültanların eşgüdümlü
çalışması ve bu uyumun acil olguların
değerlendirilmesi ve iyileştirilmesine yansıması,
hastanenin hizmet kalitesini artırıyor. Acil
servislerin; hastaların ciddiyetine göre özelleşmiş
koşulları barındıran, yeniden canlandırma odası,
alçı odası, ayaktan bakım odası gibi farklı
bölümlerden oluşması hastanın, daha acilden içeri
alınırken uygun bölüme yönlendirilmesi büyük önem
taşıyor. Mimari açıdan da aci1 servisin; görüntüleme
birimlerine, ameliyathane ve yoğun bakım ünitelerine
bağlantılı olması şart.
30 Yıllık Geçmişi Var
Acil tıp uzmanlığının Amerika’daki geçmişi 30 yıl
öncesine dayanıyor. Acil tıp uzmanlığının ayrı bir
uzmanlık eğitim dalı olarak görülmesinin 1960’lı
yıllarda travma ve kazalarda acil servislerde
verilen sağlık hizmetinin irdelenmesinden sonra
olduğunu belirten Dr. Serpil Yaylacı, son derece
çarpıcı bir de örnek veriyor:
“Vietnam savaşında vurulan bir askerin New York’ta
hastaneye birkaç blok ötede yaralanan bir sivilden
daha çok yaşama şansına sahip olduğunun rapor
edilmesiyle askeri düzende hızlı taşıma, bilgili ve
deneyimli tıbbi bakımın yarattığı fark gözlendi. Bu
alandaki deneyimin sivil hayata aktarılması amacıyla
Acil Tıp Uzmanlığı programı başladı.”
Günümüzde ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Hong
Kong’ta olgunlaşmış, oturmuş bir acil tıp uzmanlık
sistemi bulunuyor. İtalya, İsrail, Hollanda, İsveç
ve Meksika’da gelişen sistemlerin göze çarptığını
belirten Dr. Yaylacı, şunları söylüyor:
“Türkiye, Tayvan, Belçika ve Çin’de acil tıp
uzmanlık eğitim programları yürüyor. Türkiye’de Acil
Tıp Uzmanlığı’nın geçmişi sekiz yıldır. Ülke olarak
yaşadığımız afetler ve trafik kazaları bizi acil tıp
sistemleri hakkında daha çok düşünmeye çözümler
üretmeye zorluyor. Bu konuda önceden yola çıkmış
ülkelerde acil tıbbın sağlık sistemi içinde yerini
aldığını görüyoruz.”
Acil tıbbın diğer uzmanlıklardan farklı olarak,
bütün yaş gruplarının dahili ve cerrahi sorunlarını
kapsayan bir alanı bulunuyor. Ulusal sağlık sistemi
açısından bakıldığında, acil sağlık hizmetinin günün
her saatindeki hasta başvuruları için güvenli bir
süzgeç oluşturduğunu belirten Dr. Sepil Yaylacı,
“Acil bakıma gereksinim duyan hastaların hastane
öncesi bakımı, afet planlamaları da acil sağlık
hizmetinin içinde yer alıyor” diye konuşuyor.
İdeal Bir Acil Tıp Uzmanı Nasıl Olmalı?
Acil tıp uzmanının diğer tüm hekimler gibi birçok
özelliğe sahip olması gerekiyor. Acil Tıp Uzmanlığı,
acil hastaları bütüncül bir bakışla değerlendirme,
birden çok sorunu olan hastaların tedavisi sırasında
koordinasyonu sağlama, acil tüm durumlarda farklı
yaş grupları ve farklı hastalıklar için tanı, tedavi
sürecini gerçekleştirme açısından çok önemli bir rol
oynuyor. Dr. Serpil Yaylacı, ideal bir acil tıp
uzmanını şöyle tanımlıyor:
“Profesyonel yaşam kurtarıcı uygulamalara hakim,
ekip çalışmasına yatkın, liderlik özellikleri ve
iletişim becerileri gelişmiş bir hekim olmak
durumundadır. Kriz anında herkeste gözlenen kaygı ve
telaş durumunda soğukkanlı ve durumu yöneten kişi
olarak ayakta kalmak, stresle başa çıkmak, hızlı
karar vermek, aynı anda birden çok değişkeni izlemek
acil tıp uzmanının işidir.”
Acil Bir Durumda Ne Yapılmalı?
Dr. Serpil Yaylacı, günlük yaşamda ortaya
çıkabilecek acil durumlarla ilgili yapılması
gerekenler konusunda şu uyarılarda bulunuyor:
“Biz ya da çevremizdekiler her an acil yardım
gerektiren bir durumla karşılaşabiliriz. Sokakta
önümüzde bir trafik kazası olduğunu düşünelim. Temel
kural olarak birine yardım etmeye çalışırken mutlaka
kendi güvenliğinizi sağlamalısınız. Olay yerinde
yaralı sayısının artmaması için önlem almayı
unutmamak gerekir. 112’yi arayın, profesyonel yardım
isteyin. Eğer ilk yardım konusunda eğitim alınmış
ise olay yerinde insiyatifi ele alıp, yardım
edebileceğini düşündüğünüz kişileri görevlendirin,
ardından temel yaşam desteği ve diğer ilk yardım
uygulamalarına geçin. Bu noktada eğer ilk yardım
konusunda eğitim almamışsanız hastaya zarar
verebileceğiniz için herhangi bir girişimde
bulunmamanız daha doğru olacaktır. Nefes darlığı,
göğüs ağrısı, bilinç değişikliği, ateş, karın ağrısı
gibi yakınmalar yaşamı tehdit eden bir hastalığın
habercisi olabilir. Böyle bir durumda acil servise
başvurulması gerekir. Acil servise gelen hastaya
önceki ilaçları, tetkikleri, alerjileri, tıbbi
öyküsü hakkında bilgi verebilecek, olayı
anlatabilecek birinin eşlik etmesi tanıyı
hızlandıracaktır. Acil bir durumda kalınca ne
yapılacağı konusunda eylem planını yapmış olmak,
telaş ve zaman kaybını en aza indirecektir.”